ŞU ANDA SİTEDE

Şu anda 3 konuk çevrimiçi

ZİYARETÇİ SAYISI

Bugün27
Dün77
Hafta513
Ay334
Hepsi30349

(C) Fliesenstadt

Günün Sözü

Çalışmak en hayırlı maldır.
Hz. Ömer -

Köşe Yazıları

Enver Demirel
Enver Demirel

Bayburt Hakkında

Yazarın Son Ekledikleri

 Yazarın toplam 2 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (2)
 
KÜLTÜREL ETKİNLİKLER

 

            İlde kültürel etkinlikler Cumhuriyet' le birlikte başlamış, ancak hemen her alanda yetersiz kalmıştır. 1980' lerde de büyük ölçüde duraklamıştır. Halkın katılımı, izleyicilik düzeyindedir. Bu da radyo-televizyon ve sporla sınırlıdır.

            İlk kitaplık 1934' te açılan Bayburt halk kitaplığıdır. Daha sonra açılan çocuk kitaplığından başka bu alanda bir çalışma olmamıştır. Geniş bir kitlenin ilgisine karşın, kitaplıklarda kitap sayısı da yetersizdir.

         Müze olmadığından, ildeki tarihsel yapıtlar yeterince değerlendirilememektedir.

            Bağımsız sergi salonu yoktur., çalışmaları eğitim kurumları yürütmektedir. Elma Bayramı ve Kurtuluş Günleri' ndeki şenliklere geniş bir kitle katılmaktadır.

            Görsel sanatlar alanında, yalnızca sinema izleyiciliğinden söz edilebilir. 1979' da ilde 3 sinema vardı. Tiyatro çalışmalarıysa, kişisel girişimler ve eğitim kurumlarının etkinlikleriyle sınırlıdır.

            İle radyo 1970, televizyon 1975 sonrasında gelmiştir. Yöresel gazete Bayburt Postası 1953 yılından itibaren yayınlanmaya başlamıştır, halen yayına devam etmektedir.

            İlde bir de Bayburt Kız Enstitüsü vardır.

            İldeki klüpler, kuruluş tarihleri ve renkleri şöyledir:

 

Bayburt SporSarı-Siyah1958
Bayburt Gençlik Klübü.Sarı-Kırmız1945
Bayburt Şair ZihniSar-Laciver1957
Bayburt KurtuluşKırmızı-Siyah1965
Bayburt Atlı Spor KlübüKırmızı-Beyaz1970

     

            ÖRF VE ADETLER

            Her ne kadar eski adetler bozulmaya yönelmiş ise de memleketimizde örf ve adetlere sıkı bağlı olan illerimizden birisi de Bayburt' tur. Bayburt ve çevresinde dini günlerde cirit oynanır.Manda güreşleri deeskiden beri yapılmaktadır.Yörede oynanan halk oyunlarının genel adı " Bar " dır.Cürütme, Tümerağa, Hoşbilezik, Sallama, Serçe barı, Dello, Hançer barı, Dallar meşhur oyunlarıdır

            Adetler genel olarak aynı karak terde iseler de, ilçeden ilçeye ufakdeğişiklikler vardır.  Halk uysal ve kanunlara riayetkardır.

            Köylerde misafirperverlik daha fazladır. hemen her köyde birkaç misafir odası bulunur. Büyüklerin yanında küçüklerin oturmaları ve konuşmaları hoş görülmez.

            Köylerin evleri dağınık olduğundan erkeklerde silah taşıma hemen hemen ihtiyat halindedir.

            Bayburt' ta halk muhafazakardır. Düğünlerde örf ve adet Erzurum yöresinin tesiri altındadır. Halkın yardımlaşma duygusu gelişmiştir. Devlet yardımlarına katkı övünülecek derecededir.

            BAYRAMLAR

            A) DİNİ BAYRAMLAR: Köylerde, kasaba ve şehirlerde erkekler bayram namazına giderler. Namazdan sonra mezarlığa giderek yakınlarını ziyaret etme adeti mevcuttur.

            Daha sonra fakirlere yemek verilir ve bayramlaşılır. Bayram günleri dargınlar barıştırılır, meydanlarda güreş tutulur. Cirit oynanır, Manda güreşleri tertip olunur.

            B) MİLLİ BAYRAMLAR: Milli bayramlara halk büyük heyecan duyguları ile iştirak eder.

           C) KURTULUŞ BAYRAMLARI: Kurtuluş bayramları, milli heyecanlarla, çeşitli törenlerle kutlanır. Halkın, Ermeni, Rus mezalimini ve kurtuluşu, o günü yaşamışçasına canlandırmaları bayrama ayrı bir renk katmaktadır.

            Kurtuluş bayramları içerisinde en heyecanlısı 20 Şubat tarihinde Yukarı Kırzı köyünde ve Byburt il merkezinde 21 Şubat' ta yapılmaktadır. Bayburt havalisinin kurtuluş bayramı iki gün devam etmektedir.

            Yukarı Kırzı köyünde işgal anında kendilerini düşmana teslim etmeyen, ölümü tercih ederek su kuyularına kendilerini atan o günkü gelin ve kızlarımızın hareketi, temsili mahiyette canlandırılmakta, yeni nesillire, o günlerin mezalimini anlatması yönünden örnek bir tablo teşkil etmektedir.

            Bayburt' ta diğer yörelerde görülen kurtuluş bayramları programlarına ilaveten; Bayram için günün kahramanı seçilmektedir. Bu kahraman, şehrin anahtarını Belediye BAşkanına verir, Belediye Başkanı isegünün kahramanına gümüş kemer takar, bu arada kurbanlar kesilir. Kurtuluş bayramları Bayburt' ta her yıl yapılmaktadır.

 

            DÜĞÜNLER

            Evlenmelerde başlık adeti vardır. Düğünlerde davul zurna, yerine göre kemençe çalınır. Kadın ve erkek ayrı ayrı yerlerde düğün eğlencesi yaparlar. Cirit oynamak adet halini almıştır. Köy düğünlerinde meydanlarda basit temsillerin yapılması halkın en çok hoşlandığı eğlence türüdür.

            Evlenme yaşı köylerde genel olarak, erkekler için 18-20, kızlar için 16-18' dir. Akraba içi evlilik yaygındır. Oğlanla kız birbirini tanıyıp istemekle beraber, görücü aşaması da uygulanır. Oğlunu evlendirecek anne ve baba önce kendi (akrabalarında) kız arar, bulamazsa diğer ailelere müracaat ederler. Kızda aranan vasıflar iyi ahlak, güzellik ve zenginliktir. İl ve ilçe merkezlerindeki düğünlerde çağdaş ögelerle gelenekler iç içedir.

            Beğenilen kız tarafına erkek tarafı önce kadınlardan meydana gelen bir heyet gönderir, buna " ağız arama " denir. Bu kati olarak gizli tutulur. Müsbet cevap alınırsa bu defa yaşlı erkeklerden oluşan bir heyet gönderilir. Kız evi akrabalarına danıştıktan sonra, kızı vereceklerse bir mendil içinde kızın nüfus cüzdanı gönderilir. Cüzdanı alan kimse kızın annesine bir miktar para verir ki buna "anne hakkı " denir. Daha sonra başlık ve çeyiz meselesi hallolunur.

            Kimi yerlerde bu aşamada nişan yapılır, kimi yerlerde de doğrudan düğün hazırlıklarına gidilir. Kent düğünleri salonda yapılır. Kırsal kesimdeki düğünler 2-3 gün sürer.

            Düğünden birkaç gün önce ( genellikle pazartesi ) çeyiz serilir. " Ağırlık " denen giysiler ve yatak odası takımı, konukların görüşüne açılır. Düğünlerde, çarşamba gecesi kına gecesi, perşembe günü de gerdek gecesidir. Dini nikah yaşlı kimselerin iştirakiyle gece kıyılır.

            Düğün erkek ve kız evinde ayrı ayrı yapılır.  Düğüne gelen halk yeni elbiseleri ile gelir. Düğüncüler, kız tarafınca davul-zurnayla karşılanır, cirit oynanarak köye girilir. Düğün evinde şerbet içildikten sonra, konuklar köy halkınca evlerde konuk edilir. Ertesi gün kızın babası dünürcülere yemek verir. İki tarafın hazırladığı çeyizler yazılır. Çeyiz yazana da bir çift çorap vermek gelenektir. Kızın çeyizi sandığa yerleştikten sonra akrabalarından biri sandığın üstüne oturur, bahşiş verilmedikçe kalkmaz.

            Kent merkezlerinde, Çarşamba günü oğlan evince gelin hamamı düzenlenir. Bir kadın ev ev dolaşarak haber verir. Gelecekler toplandıktan sonra gelin de alınarak hamama gidilir. Gelin göbek taşına oturtulur, ilahiler, maniler ve türküler söylenir. Hamamdan faytonlarla dönülür, konuklar evlerine bırakılır.

            Yine Çarşamba akşamı, kız evinde kına gecesi yapılır. Tef-dümbelek çalınır, oynanır. Geline kına yakılırken " kına çerezi "dağıtılır, geceye katılanlara da kına yakılır. Kimi yerlerde güveye de kına gönderilir.

            Düğün alayı, Perşembe sabahı yola çıkar. Erkeklerden oluşan alaya, kız evindeki işlere katılmak için " yenge " denen birkaç kadın da katılır. Yengeler, güveyin yakınlarından seçilir. Gelin başka bir köyden alınacaksa, köye yaklaşıldığında durulur. Düğün alayının yolda olduğunu haber vermek amacıyla "Tilkici " denen bir haberci gönderilir. Tilkici, geleneklere göre, atla köye gider. Heybesinde kızartılmış bir tavuk bulunur. Olabildiğince tez haber ulaştırmaya çalışır. Köyün gençlerine yakalanırsa, heybesi alınır. Tilkici cezalandırılır. Tilkici gelince kız evi hazırlıklarını tamamlar. Köyde cenaze, sayrı varsa çalgı çalınmaz, silah atılmaz. Bu, komşuların iznine bağlıdır. Yengeler ve güveyin yakın akrabaları kız evine konuk olur. Güvey, kız evine kesinlikle götürülmez.

            Gelin çıkarken içerden, kızın kardeşi veya akrabası kapıyı kapatır, bahşiş almayıncaya kadar açmaz. Çeyizin çıkmasından sonra gelin ata bindirilir, yola çıkarılır. Bu sırada " gelin  ağlatma havası " çalınır.

            Oğlan evine gelindiğinde, gelin ve damadın başından çerez, para saçılır. Bazı yörelerde gelinin kucağına bir çocuk verilir. O da önceden hazırladığı armağanı çocuğa verir. Yine bazı yörelerde kız evinden oğlan evine şerbet gönderilir.

                        DOĞUM VE ÇOCUKLA İLGİLİ GELENEKLER

            Büyük bir bölümü boş inanç niteliğindeki gelenekler, il merkezinde çözülmeye başladığı halde, kırsal kesimde sürmektedir. Çocuğu olmayanlar, yatırlara, hocalara başvurmakta, hekime de gitmektedirler.

            Gebe olan kadının karnı yayvanlaşır, saçı, kaşı, kirpiği dökülür, yüzü çillenir, lekelenirse, çocuğun kız olacağına inanılır. Gebe, yörede " gümanlı " diye anılır. Çocuk ilk olarak oynadığında, gebe kime ye da neye bakarsa çocuğun ona benzeyeceğine inanılır.

            Düşüğü önlemek için hocaya kilit kilitlettirilir. Ayı-günü belli olduğunda, kilit açtırılır. Kimi yörelerde de karın bağlatılır ya da tutkal içirilir. Doğumu kolaylaştırmak için, gebenin ağzına eritilmiş tereyağı dökülür.

            Çocuğa ölmüşlerin adı konmaz. Ad konduktan sonra çocuk hastalanırsa, adın yaramadığı düşünülerek, değiştirilir. Çocuk yedi günlük olunca, annesiyle birlikte " yedilenir ". Komşulara ve yakınlara yemek verilir. Kırkı dolmadan sokağa çıkarılmaz, kimi yerlerde mevlit okutulur. Çocuğu yaşamayan anneler, çocuğunu başka bir sütanneye emzirtirler. Kimi yerlerde de çocuk başka birinin kundağına sarılır.

            Kırk basmasını önlemek için, yatağın ya da yastığın altına süpürga konur. Nazardan korunmak için de çocuğun alnına kara sürülür. Nazarı değdiğine inanılan kişinin giyiminden bir parça alınıp yakılır ve çocuğa koklatılır.

            Konuşmayan çocuklar Cuma günü ahıra götürülür, ineğin yularına ya daahırda mengüre ( hayvanın bağlandığı yer ) bağlanır., " hayvan isen mele, insan isen söyle " denir. Yastığının altına yılan kabuğu ve deve tüyü konur.

            Çocuk bir yaşına geldiğinde saçı kesilir. Kesilen saç, terazinin bir kefesine konur. Öbür kefeye de ( varlık durumuna göre ) para konur. Kefeler aynıdüzeye geldiğinde, saçlar alınır ve saklanır. Paralar da yoksullara dağıtılır.

            Köylerde, sünnetçi geldiğinde muhtar tellala haber verir. Çocuk yıkanır, hazırlanır. Sünnetçiyle birlikte dolaşan köyün imami ilahi okur. Ayrıca bir tören yapılmaz.

            ÖLÜMLE İLGİLİ GELENEKLER

            Ölünün giysileri yoksullara dağıtılır, hayrına armağanlar verilir. Komşular birkaç gün sırayla ölü evine yemek götürür. Kimi yörelerde de ölünün yakınları çağırılır. 40. günde mevlit okutulur. Mevlitten sonra, köylerde genellikle yemek verilir.

            GELENEKSEL ŞENLİKLER

            Sonbaharın ilk ayları yörede " koç ayı " olarak bilinir. Bu dönem, koyun ve keçilerin " eşleşme " ayıdır. Teke ve koçların sürüye katıldıkları gün şenlikler düzenlenir. Köy halkı en yeni giysilerini giyer, çobanlara armağanlar verilir.

            GELENEKSEL EL SANATLARI

            El sanatları ve dokumacılık önemli yer tutar. İhram ve kilim dokumacılığı, bakır işlemeciliği çok meşhurdur. Kadınlar ince yün iplikten dokunmuş ihram örtünürler.

           Bayburt, Osmanlılar Dönemi' nde  bir süre önemli bir ticaret merkezi olma durumunu korumuştur. Ancak XVI. yy.' ın ikinci yarısında Erzurum ve Erzincan' ın önem kazanmasıyla ikinci sıraya düşmüştür. Kentteki boyahane gelirinin 1530' da 35.000 akçe olduğu belirtilmektedir. Bu da gelişmiş bir dokumacılığın varlığını göstermektedir. Evliya Çelebi, Bayburt' ta çok değerli seccade ve kilimlerin olduğndan söz eder. İşte bu seccadelerden biri :  İldeki gümüş ocaklarına bağlı olarak gelişen gümüş işlemeciliği, XIX: yy.' da ocakların kapanmasından sonra, hemen tümüyle ortadan kalkmıştır. Dokumacılıksa, uzun yıllar kadınların başlıca uğraş alanlarından biri olmuştur.

            DOKUMACILIK : Bayburt yöresinde yaygındır. Yünün taranıp, bükülmesinden elde edilen iplik, küçük tezgahlarda kilim, cecim ve ihram olarak dokunur. Kilimlerdeki desenlerde dahaçok at başı ve bitki motifi yaygındır. Elde örülen çoraplarda da aynı ögelere rastlanır, burun kısmıysa daha çok kara yündendir. Dizlik de denilen  " kalçın " sa, keçi kılından örülür.

            Bayburt yöresinin başlıca kadın giyimini oluşturan ihramlar da eskiden evlerde dokunurdu. " Tetikli zincir ", " Bayburt Kordası ", "Pirinç deni " gibi adlar verilen desenler ihramın haşiyesini ( bordür ) oluşturur. Yüzeyine " uçan kuşlar ",  küçük karelerden oluşan " kuşgözü ", " sandal " gibi motifler işlenir. Zemin buğday sarısıdır. Bu yörede " şekeriboz " diye adlandırılır. İhramlar, giyenlerin azalması, dokunuşunun uzun zaman alması yüzünden oldukça azalmıştır.

            GİYİM-KUŞAM

            Kent yaşamındaki değişik etkiler, giyim-kuşamda da gözlemlenmektedir. İl merkezindeki nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan memur aileleri ve il dışına gidip gelenler aracılığıyla giysilerde çağdaş değerler bir ölçüde izlenmektedir. Ancak kırsal kesimde ve kentlerde kadınlarla yaşlılar arasında geleneksel giyim özellikleri sürmektedir. Bunda ilin doğal konumunun getirdiği etkiler belirgindir.  Yörede ihram, tepelik gibi öğelerle Doğu Anadolu etkisi ağır basmaktadır.

            GELENEKSEL KADIN GİYİMİ

            Eskiden, giyim-kuşamda toplumsal konum ve varlık durumu daha belirgindi. Bu kadınların başlarına taktıklar " tepelik ", boyundaki takılar ve kemerde gözlenebilirdi.  Tepeliğin tümü gümüşten olanlar da vardır. Alın bölümüne gümüş liralar dizilir, varlıklı olmayanlar " çit " denen tülbent bağlar, tülbentin çevresine el oyası ya da boncuk oyası yapılır. Tülbentin üstüne, başı alında sıkıca saracak biçimde " gacik " ya da " gac " denen iplik oyalı bir dolak sarılır.

            Takı, özellikle kırsal kesimde yaygındır. Eskiden boyuna "beşlik " denen gümüş liralar takılır, aralarına mavi boncuk dizilirdi. Bu, günümüzde yerini ( yine varlık durumuna göre ) altına bırakmıştır.

            Patiskadan, hakim yakalı gömlek, üstüne giyilen pazenden " iman tahtası " denen kenarları oyalı kolsuz önlük ya da kadife yelek, geleneksel kadın giyimini oluşturur. Bele, hasır örgü ya da boncuklarla bezeli dövme gümüş kemer takılır. Varlıklı olmayanlar ise işlemeli, dokuma kemer kullanır. Kimi yerlerde kemerin altına, kalçaya dek uzanan şal bağlanır. Bunun altına "tuman " denen, pazen şalvar giyilir.

            Yöresel motiflerle bezeli, kilim dokuma ve renklerini taşıyan yün çoraplar, 1960 sonrasında yerini büyük ölçüde naylon çoraba bırakmıştır. " Kalçın " denen ve dize dek uzanan çorap türüyse dağlık kesimlerde günümüzde de giyilmektedir. " İskarpin " denen, erkek ayakkabılarını andıran kalın altlı ayakkabıların yanında, Trabzon lastiği ayakkabılar yaygındır.

            Bayburt yöresinde dokunan, desenli ihramlar en çok kadın giysilerindendir. Gençler ak ya da açık renkli, yaşlılarsa koyu renkli ihramlara sarınır. Uçları koltuk altına sıkıştırılır, topuğa dek örter.

            Kadınlar arasında " kapsan " adı ile eskiden kullanılan çoğu ipekli, bir çeşit uzun ve hafif üstlük giysi kullanılmaktadır. Kapsanlar 1920' den önce en üste giyilen astarsız giysiye denirdi.  Sonra erkek giyiminde yer aldı. Kapsanın üstüne de palto ve pardösü giyilir. Askerde kürk ve Kapaniçe giyilir. Eski sarraf giysileri içinde kapsan topluluğu ayrı bir değer taşımaktadır. Pamuklu hırka, Yün Yelek giysileri arasında kullanılmaktadır. Ayrıca Üçetek adlı bir entari de giyilmektedir. Bu da saray giysileri arasında görülür. Bayburt üçeteklerinde atlas, kadife ve işlemeler yer alır. Entari belden aşağı kesimde üç parçaya ayrılır. Arka parça soğukta kaldırılarak sırtı korur, ön parçalar ise hızlı yürüyüş ve işlerde bazen oyunlarda gümüş kemerlerin yanlarına sokulur. Gümüş kemer bu yörede enli ve özel bir işleme ile gösterişli bir biçimde yapılır. Giysinin en güzel parçalarından biridir. Kemer bindallı üzerinde ve kapsan üzerinde de kullanılır.

            Dizlik adı verilen, dizi aşmayan  kısa Don kullanılır. Pamuklu Ceket giyilir. Tuman adı verilen geniş ve kısa iç donu, yünlü Diz Çorabı kullanılır. Yazma adlı bir yemeni biçimi de giyside yer alır. Şal, Kuşak, Çarşaf da kullanılır. Kadın pabuç türü olarak da Yemeni, Nalın, Vala, Potin ve Kaloç kullanır. Oyunlarda kadın giysisi olarak mor kadife üzerine surma ile kabartma dal, yaprak, çiçek işlemeli giysileri görüyoruz. Bilindiği gibi eskiden bir çok yörede erkekler tarafından da bindallı giyilmiştir. Esnaf takımının gençleri arasında da yaygın olduğu bilinir.

            Ayrıca oyunlarda Canfes ve ipek kumaşlardan yapılan Şalvar, Oyalı Bluz ve fes giyilmektedir. Fesin üstü sırma ile kabartma, dal ve çiçek işli olup, üzerinde alına gelen kesimde altınlar bulunmaktadır. Üzerinden ve boyunun altından sarılan Yemeni ile fes tutturulur.

            GELENEKSEL ERKEK GİYİMİ

            Erkekler, eskiden koyun yününden örülen, tüylü bir başlık giyerdi. Uzunca dokunup, geriye düşürülen başlıklara " gugul " denir. Kimileri başlığın üstüne atkı da sarar.

            Ceketler çoğunlukla kruvazedir, iki yanında da düğme bulunmaktadır. Yörede "çerkez yeleği " yaygındır. Bu, boğaza dek uzanır, yakası açık ve dardır. Göğsün iki yanında ve altta bulunur. Saat kösteği omuzdan, sağ alt cebe dek uzanacak biçimde takılır. Kösteklerin cinsi ( altın, gümüş ya da altın suyuna batırılmış ) varlık durumuna göre değişir. Pantolon dardır. Paçaları iyice sıkıdır, bu nedenle paçalar kimilerinde düğmelidir. Geleneksel erkek giyiminde kayış pek yoktur. Bunun yerine " kaytan "denen, uçları püsküllü kuşak takılır. Ayağa " Bayburt çarığı é olarak adlandırılan, yanları sırımdan dikilmiş ve hasıllanmış deriden yapılan çarık giyilir.

            Ayaklara giyilen Cıstık yerine Çapula ve yemeni de kullanılır. İşlik adını verdikleri kışın elbise altına giyilen, pamuklu yeleklere Zıbın ya da İçlik denir. Uzun Don' u 1. Dünya Savaşı' nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, Şapka' ya benzer bir çeşit başlık olan Kabalak da yaygın olarak kullanılır. Sako, Şal, Kuşak, Don, Pantol da erkek  giysileri arasındadır.

            Dokumacılığın büyük ölçüde ortadan kalkması, değişik toplumsal katmanların belirginleşmesi ve  moda gibi etkenlerle giyim kuşam da değişime uğramıştır. Kent sokaklarında etek bluzlu, ihramlı, şalvarlı kadınlara bir arada rastlanmaktadır. Genç kuşaklar, büyük ölçüde çağdaş giyime yönelmiştir. Erkeklerde, geleneksel giysiler hemen tümüyle ortadan kalkmıştır, yalnızca kırsal kesimde varlığını sürdürmektedir. 

            Karadeniz Bölgesi' nde Bayburt'tan kadın elbisesinin canlı bir örneğidir. Fes, gümüş sikkeler ve gümüş bir topuz ile süslenmiştir. Başa el dokuması bir boyun atkısı örtülmüş. Bir fanila, kabarık pantolon, yün çoraplarla giydirilmiş uzun ceket ve kırmızı ayakkabılar. Gümüş gerdanlık, kemer ve kelepçe süslemeleridir. Üst giysisine tütünlük adı verilir.

            KENTSEL ARAZİ KULLANIMI

            Bayburt' ta kent alanının kullanımını belirleyen başlıca etkenler, ekonomik gelişmemişlik ve topografyadır.

            Bayburt, 1.550 m. yükseklikteki dar Çoruh Vadisi' nde yer alır. Vadinin kuzeyinde ise, kalenin yer aldığı tepe ( 1.660 m. ) yükselir. Kale tepesi, kuzeydeki düzlük alanlarla kentin ana kütlesi arasında bir sınır oluşturmaktadır. Öte yandan, kent merkezi kalenin hemen eteğinde yer aldığından, merkezden uzaklaşarak güneye doğru gelişme eğilimi zayıftır. Bu nedenle kent, kale ile Şair Zihni Tepesi arasında, ırmağın doğu ve batı yakasındaki yamaçlara yayılmıştır. Bu yamaçlarda % 30-40' ı bulan eğimlerde bile konutlar yapılmıştır.

            Bayburt, tek merkezli bir kenttir. Kalenin eteğindeki düzlükte, geleneksel ticaret, küçük sanatlar, depolama ve yer yer buna eklenen toptancılık bir arada yer alır. Merkez işlevleri, güneye inerek Gümüşhane-Erzurum  Yolu' na bağlanan Cumhuriyet Caddesi üzerinde de sürer. Valilik, askeri tesisler ve belediye gibi yönetsel birimler de bu caddenin üzerindedir. Ayrıca, merkez işlevlerinin yer yer Çoruh' un doğusuna sıçradığı görülmektedir.

            Merkezi iş alanı batı ve kuzeyde Keresteciler Caddesi ve Semerci Sokak ile sınırlanmıştır. Bu caddelerden sonra yerleşime elvermeyen eğimli bir alan başlar. Merkezin doğudaki sınırı Çoruh Irmağı' dır. Güneyde ise, hükümet binaları ve askeri tesislerden sonra konutlar ağırlık kazanmaktadır.

            Merkez, işlevsel olarak ayrılşamıştır. Ancak, bir kutuplaşma yine de söz konusudur. Merkezin kuzeybatısında yer alan Ulucami Caddesi üzerindeki tahıl pazarı, çoğunlukla depoların ve toptancıların yoğunlaştığı bir yöredir. Aynı yörede bazı geleneksel küçük sanatlarla, han ve kahvehane gibi birimler de yer alır.

            Yeni Cadde, Semerciler Sokak ve saat Meydanı' nın çevrelediği üçgen alanda ise, çoğunlukla perakende ticaret egemendir. Ticaret uzmanlaşmamıştır. Aynı dükkanda manifatura, dayanıklı tüketim malları, yapı gereçleri bir arada satılmaktadır. Ticaret, Saat Meydanı çevresinde daha çağdaş birgörünüm kazanmakta, oruh' un karşı kıyısına geçildiğinde ya da tahıl pazarına çıkıldıkça tümüyle geleneksel bir yapı göstermektedir. Sebze hali ve kasaplar çarşısı, Semerciler Sokağı' nın kuzeyinde yer alır.

            KÜçük sanayi, genellikle ticaretle iç içe geçerek merkezin çeşitli kesimlerine dağılmıştır. Alan gereksinimi fazla olan keresteciler, Ulucami' nin güneyinde kümelenmiştir.Yapı gereçleri satıcılar da genellikle bu kesimdedir.

            Valilik, belediye, Ziraat Bankası, PTT, askeri binalar toplu halde Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer alır ve yönetsel merkezi oluşturur. Avukatlık büroları, doktor muayenehaneleri, eczaneler ve öbür hizmet büroları çoğunlukla yönetsel merkezin çevresinde yerleşmiştir.

            Bayburt Kenti' nde mekanda kendini gösteren belirgin bir sosyal farklılaşma yoktur. Tek merkezli küçük kentlerin çoğunda olduğu gibi, Bayburt' ta da alan talebi merkez çevresinde yoğunlaşır,çeperlere gidildikçe düşer.

            Merkez ve çevresindeki mahalleler, eşraf, tüccar, memur ve subaylardan oluşan üst gelir grubunun konut alanlarıdır. Ayrıca, güneydeki tepelerde yer alan lojmanlarda da üst gelir grubu yaşamaktadır.

             Esnaf ve küçük memurların oluşturduğu orta gelir grubu, merkez çevresindeki geniş bir alanda yerleşmiştir. Kentin dış mahalleleri ise, alt gelir grubunun ve tarımla uğraşan ailelerin konut alanıdır.

            Bayburt' ta nüfus yoğunluklarının mahallelere göre dağılımı, ilginç bir desen gösterir. Kent merkezinin yer aldığı Camiikebir ve merkezi çevreleyen Şeyh Hayran ile Veli Şaban mahalleleri kentin en düşük yoğunluk alanlarıdır. Şeyh Hayran Mahallesi' nde yoğunluk hektarda 50 kişiye dek düşmektedir. Şeyh Hayran Mahallesi' ndeki düşük yoğunluk  resmi kullanımlar, okul, hastane gibi birimlerin burada yer alması ve merkez yanında ölü bir alan meydana getirmesinden kaynaklanmaktadır. Merkezin yer aldığı Camiikebir Mahallesi' nin ise, büyük bölümü tek katlı dükkanlardan oluşmaktadır. Veli Şaban Mahallesi' nde düşük nüfus yoğunluğu, Çoruh Irmağı boyunca bazı alanların plan kararıyla yeşil alan olarak ayrılmasından kaynaklanır.

            Kentin en yoğun mahalleleri, Kale Tepesinin eteklerinde yer alan Mehmet Çelebi, Uzungazi ve Kadızade mahalleleridir. Konutların çoğunluğunun tek katlı olmasına karşın, eğimli alan yoğun yerleşmeye olanak tanımıştır. Çoruh' un doğusunda yamaçlara dek yayılmış olan Veysel Efendi ve Zahit Efendi mahalleleri de yoğun yerleşme alanlarıdır

            KENT İÇİ ULAŞIM

            Erzurum-Trabzon Yolu, kentin güneyinden geçmektedir. Yolun güneyinde yer alan askeri alanlar gelişmeyi sınırladığından, yol bir anlamda kentin sınırını oluşturur. Bu yolun Çoruh' a ulaştığı noktada ayrılan bir kol ( Cumhuriyet Caddesi ) kuzeye uzanır ve kentin ana eksenini oluşturur. Saat Meydanı' ndan sonra Çoruh' un doğu kıyısına geçen yol, Kale Tepesi' nin eteklerinden kıvrılarak- kuzeyde Kaleardı Mahallesi' ne, oradan da kuzeydeki mahallelere bağlanır.

            Cumhuriyet Caddesi' yle transit yolun kesiştiği noktada, 1982 başlarında bir otogar yapılmıştır.

            Bayburt, küçük ve tek merkezli bir kent olduğundan, kent içi ulaşım büyük ölçüde yaya olarak gerçekleşmektedir.

            Bayburt, ulusal elektrik şebekesine bağlıdır. Elektriğini Aşkale' den almaktadır. Ayrıca, Çoruh üzerindeki hidroelektrik türbin ve dizel jeneratör grubu da kente elektrik sağlamaktadır. Kentin tüm mahallerine elektrik verilebilmektedir.

      

 

KAYNAKLAR

 

YURT ANSİKLOPEDİSİ ANADOLU YAYINCILIK
TÜRK HALK OYUNLARCEMİL DEMİRSİPAHİ
GÜMÜŞHANE İL YILLIĞI  1973
TÜRK HALK OYUNU SADİ YAŞAR ATAMAN
HISTORIAL COSTUMES OF TURKISH WOMAN  
TÜRKİYE GAZETESİ 21 ŞUBAT 1990
YENİ REHBER ANSİKLOPEDİSİ 

 

devetasikoyu.com - © 2007